Çalışan Annenin Bebeğinden Ayrılma Zorlukları

Kategori: Anne - Yorum Yazın
Çalışan Annenin Bebeğinden Ayrılma Zorlukları

“Ya beni isterse, ya ağlarsa, derhal burada olmalıyım” endişesini çocuğunuza yansıtmayın

Annelerin zihninde yer alan endişelerin altında yatan asıl sebep annedeki ayrılık endişesidir. Bebeğin dünyaya geldikten sonra hayata tutunabilmesi amacıyla annenin bebeğiyle kurduğu temas çok mühimdir. İlk üç ay bebek, anneyi kendisiyle bir bütün olarak görür ve ona bağlanamaz zira anne kendisinin bir uzantısıdır. Üçüncü aydan sonra çevresindekilerin farkına varır ve anneyi de kendisinden değişik biri olarak algılar. Dördüncü aydan itibaren anneye bağlanmaya başlar. Bağlandığını bildiren en asli gösterge annesinin gitmesi halinde ağlamaya başlamasıdır.  Anneden ilk ayrışma süreci başlar. Bu aylarda annenin çocuğa yapışması, başına bir şey istikbal endişesiyle hiç bir işle ilgilenmeyerek evde daimi çocuğun başında onu endişe ile gözetlemesi, bu ayrışma sürecini çocuk amacıyla zorlaştırır. İlerleyen senelerde da çocuk oyun oynarken bile çocuktan önce oyuna araya girmek etmesi ya da hiç yalnız oynamasına izin vermemesi çocuğun anneden sıhhatli bir şekilde ayrılıp kendini bulamamasına sebep olur. Çocuğun annesi dışındaki şahıslarla bir araya gelmesi, yuvaya başlaması gibi haller ayrışma ve bireyselleşme süreci amacıyla çok kritiktir. Anneden uzaklaşmayı sağlayacak süreçler kademeli olmalıdır.Bu gibi hallerde anneyle ayrılmakta zorluk çeken çocukların gerçekten anneleri ile kesemedikleri bağların etkileri çok büyüktür. Genellikle endişeli anneler çocuk yuvaya gitmeye hazır olsa da halen kapıda bekler. “Ya beni isterse, ya ağlarsa, derhal burada olmalıyım” kanaati ile gerçekten farkında olmadan bütün endişesini çocuğa yansıtır. Bu tarz anneler genellikle daha korumacı ve aşırı endişeli annelerdir ve ayrılma sürecini zorlaştırırlar.

Çalışan Anneler

“Benim varlığım çocuğum için daha güvenli” demeyin!!

Kaygılı anneler çocuklarına istemeden zarar vermeye başlar. “Benim varlığım çocuğum amacıyla daha güvenli” diye düşünen anneler, gerçekten çocuk amacıyla hiç bir ayrılık süresine izin vermeyerek çocuklarını ayrılıklara titiz kılıyorlar. Anne her halde çocuğu için karar verip onun adına adım atarak çocuğun kendi başına karar verebilme yetisinin gelişmesine engel oluyor. Ve bu çocuklar annesiz yaşamda zorlanıyor. Bir çocuk “Ben bir başka biri olmadan da yapabilirim, bir şeyler becerebilirim ve ben de bir bireyim” kanaatinin esasını ilk olarak annesinin kendine tanıdığı istiklal kısmı ortamında atabilir. Bu şekilde yetişmeyen çocuklar daha pasif ve takipçi ve önder özellikleri zayıf çocuklar olabilirler. Tek başına ödev yapamayabilirler, mesuliyet almayabilirler.  Çocuğun hep bir adım arkasında olmak, ona alan bırakmak çocuğu daha çok güçlendiren bir haldir.

 “Bakıcıyla daha çok süre geçirdiği izin onu benden daha çok sevecek” korkusuna kapılmayın

Çocuğun hissetmesi gereken şey: “Beni sevenler var, ama bu şahıslar her an benimle değiller. Ara sıra gelirler ve giderler. Ve yeniden gelirler.” Destek ihtiyacında bulunduğunda beraberinde birilerini bulabilmesi, kendisini yalnız hissetmemesi mühimdir. Çocuğunuzun aynı anda aniden çok bireyi sevebileceğini, hem de birtakım hallerde annesi dışındaki şahısları da hayatına dahil edebileceğini kabul etmenizin, onun ruhsal sağlığı açısından mühim olduğu unutulmamalıdır.

İşten eve geldiğinizde çocuğunuza kesinlikle vakit ayırın

Anne-çocuk arasında iki kutup vardır. Bir doğrultuda çok var olan anneler, diğeri doğrultuda hiç var olmayan anneler var. Çocuğun duygusuna karşı kayıtsız, ilgisiz olmak, annenin zihnini meşgul eden hususlar arasında çocuğun yer almaması, çocuğun hayatını organize edememesi başka kutupta yaşanan sorunlardır. Ruhsal olarak var olmayan annelerin çocukları da anneye daha sıkı bağlanabiliyor. Her an annem gidecek korkusu çocukları daha çok anneye bağlıyor. Çocuklar saat tutmaz, onları kandıramazsınız. Ruhsal olarak orada değilseniz anlarlar ve geçirdiğiniz vakit katiyen onlara yetmez. Çalışan anne eve gelince çocuğa ile öyle bir sarıp sarmalar ki ve öyle bir eğlenceli vakit geçirir ki çocuk anneye ve sevgisine doyar. Öteki doğrultuda bütün gün çocuk ile yoğunluk içersinde birlikte olan ve şikayet eden bir annenin çocuğu ise annenin bu ruh halini anlayacak ve çocukla eş güdümlü olmak istememesini hissedecektir. Onunla ilgilendiğinizi göstermek amacıyla her dakikanızı eş güdümlü geçirmenize lüzum yok. Beraber olmaktan sizinde keyif aldığınız bir saat bile yeterlidir.

Aile büyükleri ile eş güdümlü çocuğunuza karşı ortak bir kullanın

Her yetişkinin çocuğa olan tutumu farklıdır. Bu değişiklikler anne ve babalar arasında bile yaşanabilir. Duruma büyük anne ve büyük babalar da dahil olunca çocuk aynı anda aniden çok tutuma maruz kalır. Birinin “evet” dediğine diğeri “hayır” diyebilir. Kuşkusuz bu hal çocuk yönünden mühim bir baş karışıklığı yaratır. Aşırı izin verici ve koruyucu bir tutuma sahip olan büyük anne, büyük babaların yetiştirdiği çocuklar ev ortamında hırçınlık ve engellenmeye aşırı tahammülsüzlük yaşayabilir ve her şey de hak iddia eden biri olurken, dışarıda güvensiz, endişeli ve hakkını koruyamayan bir yaklaşım geliştirebilir. Bu amaçla anne-babalar büyüklerle bir araya gelip birtakım husus başlıkları belirlemesi ve bu hususlarla alakalı ortak bir dil geliştirilmeye çalışılmalıdır. Bu husus başlıklarını belirli noktalarda odaklayıp başka alanlarda büyükleri özgür bırakmak, doğru kabul ettikleri halleri dinlemek, onları da kırmadan sürece dahil etmeyi sağlayacaktır. Bu hususlar; beslenme, uyku ve öz bakım (tuvalet alışkanlığı, giyinme vb.) şeklinde belirlenip, nasıl hareket edileceği hususu ile alakalı bir uzlaşma ortamı sağlamak mühimdir. Hiçbir şekilde uzlaşmanın sağlanamadığı hallerde ise bakıcı ya da yuva alternatifleriyle ilerlemek çocuğun kişilik yapısı amacıyla daha sıhhatli olacaktır.


Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!